Birinin ‘adamı olmak´…
Tarih: 6.10.2017 16:22:44 / 454okunma / 0yorum
Oktay Erol

Birinin ‘adamı olamak´ ne anlama gelir?

Her hangi bir yerde söyleşirken, zaman zaman gündeme gelen, özellikle de ‘o adamın´ askeri olmak olarak da tanımlanan bir deyim…

Geri kalmış, kültür evrimini yaşamamış, ‘sürü´ toplumu olmaktan çıkamayan toplumlarda görülen, ‘o´ ne derse ‘kabul´ gören, sorulmayan, sorgulanmayan, tartışılmayan sistem!

Bu olguyu devletin çeşitli katmanlarında görmekle birlikte, devleti var eden siyasal-toplumsal örgütlerde de rastlanılırlık olasılığı var!

Her ne denli, kendini muhalefet ya da ‘demokrat´ biçiminde açıklayan, iktidarın bu ‘devlet´ tutumunu yerden yere vuran açıklamalar yapmış olsalar da; kendinin de başka bir şey yapmadığı, kentlerde, beldelerde, mahallelerde partilerinin delege seçimlerinde bile ‘aynı´ oyunu kurguladığı görülmektedir…

Yalan mı?

***

Adana´da CHP´nin mahalle delegeleri belirlenirken, (içimden delege olmak geçmesine karşın; şu an düşünmem artık) yaşananlar karşısında donup kaldığım öyle olaylara tanık oldum ki…

Bu mu, demekten de uzak durmadım!

Yeri geldiğinde Cumhurbaşkanı Erdoğan´ı ‘bakanlar kurulunu sarayda belirledi´ ya da ‘Davutoğlu´nu aldı, Binali´yi getirdi´ diye ne denli suçlamışlardı!

Doğrusu buydu elbet; Cumhurbaşkanı Erdoğan kabineyle uğraşmamalıydı! Meclisi etkisi altında bulundurmamalıydı!

Bunları yapan CHP´de oluşan, üstelik bir mahalle delegesi olabilmek için; hangi ‘altyapılardan´ geçilmesi, kimin ‘adamı´ olunması konusunda yaşananlar hiç de ideolojisiyle, felsefesiyle örtüşmeyen biçimde gelişmeler gösterirken susulmaması gerekir kanımca!

***

Bir süre önceydi…

Adana´da bir ilçe örgütüne çağrılmıştım. Başkan ile birlikte yönetim kurulundan çokçasının bulunduğu bir ortamda, sonradan yönetimden olduğunu öğrendiğim partili şunları söylüyordu:

‘Beşyüz oyum var. O beşyüz kişi nereye dersem oraya oyunu verir. Bunu dediğimde birçokları gülüyor, inanmıyor. Benim gibi on kişi olsa o mahallede muhtarlık elde keklik. Haksız mıyım?´

Duyduklarım karşısında durdum öncelikle, CHP gibi bir sosyal demokrat partinin ‘ilçe yönetiminde´ olan birinin bunları söyleyebiliyor olması düşündürürken söz aldım, dedim ki:

‘Yanılmıyorsam yönetimdesiniz, bu partinin teorik olarak ne anlam taşıdığını da bildiğinizi sanıyorum. Bunları söylediğiniz için de üzüldüm! Öyle ki, bu partinin insana, düşünene, bilgiye önem verdiğini bilen birisi, seçmeni bu biçimde görmez-görmemeli de. Bildiklerini anlatmalı, tartışmalı. Ancak birden başka oyunun olmadığını da bilebilmeli…´

Herkes suspus olmuştu!

***

Mahallelerde delege belirlenmesi yapılırken, ‘iki liste´ olarak sandığa gidiliyormuş!

Listelerden biri beyazmış, diğerinin mavi olduğunu söyleyen de var pembe olduğunu da…

Bu liste, partinin ileri gelenleri, ya da partide ‘bir´ kendilerinin üstün olmalarını isteyen iki grup tarafından yapılıyormuş!

Listeye girenlerin, ‘listeyi yapanların adamları´ şeklinde de bir inanış…

Sözde, listeye girenler, listeyi yapanlar nereye destek vermeleri gerektiğini söylediklerinde oraya yönelecekler!

Cumhurbaşkanı Erdoğan´a ‘meclisi kendisi belirliyor´ diye suçlamayın bir daha!

Bir mahallede, ya da bir kentte ‘belirleyici´ olabilmek için yaptıklarınız ortada!

Biraz önce öğrendim…

Adana İl Başkanı Ayhan Barut iki kız kardeşini delege yazdırmış!

Ne mutlu değil mi?

Delege kendiler, yönetimler kendiler, il kendiler…

Şunu unutuyorlar:

CHP diğer partilere benzemez, kendini ‘çantada keklik´ olarak görmeyi içine sindirmez, hele hele ‘onun adamı olmak´ deyimini…

***

Yalnız iktidar değil, muhalefetin yerel yöneticileri de sokağa inmeli, yurttaşın içinde bulunduğu karmaşayı görmeli, iç çekişmelere kapılmamalı, ‘halkın yanında´ denilen örgütlü yapıyı kentliyle paylaşmasını bilmeli…

İktidarın bu denli uzun süre görevde kalmasının ‘baş´ nedeni nasıl ‘muhalefet´ partileriyse, bundan daha büyük ‘karmaşalara´ gitmesinin nedeni de ‘örgütlenmeyi´ beceremeyişi olacaktır

270917. 

 

Anahtar Kelimeler: Birinin, adamı, olmak
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Fileler boşalmışsa eğer… (08 Haziran 2018 - Cuma)
Yaşam çıtasını yükselten (21 Nisan 2018 - Cumartesi)
Kazanan kim olacak? (13 Nisan 2018 - Cuma)
Ara kuşak… (12 Nisan 2018 - Perşembe)
Sarıçam Belediyesinde kahvaltı (22 Aralık 2017 - Cuma)
Hastane koridorunda/ 1 (15 Aralık 2017 - Cuma)
Adana politikanız bu mu? (10 Kasım 2017 - Cuma)
Önce belediyeler (03 Kasım 2017 - Cuma)
Yanlış varsa ‘hesabı´ sorulsun (26 Ekim 2017 - Perşembe)
‘Müfredatın´ asıl amacı (28 Eylül 2017 - Perşembe)
Yazgı gibi… (22 Eylül 2017 - Cuma)
Anlamak için üç-beş yıl mı?/1 (15 Eylül 2017 - Cuma)
Parkomatlı caddeler… (31 Ağustos 2017 - Perşembe)
Yaşamı ‘ciddiye´ almalı… (18 Ağustos 2017 - Cuma)
‘Sezaryenle´ yapılan soykırım (12 Ağustos 2017 - Cumartesi)
Bu Bodrum´u sevdim ben… (04 Ağustos 2017 - Cuma)
Soruların en kolay yanıtı (21 Temmuz 2017 - Cuma)
Adalet (07 Temmuz 2017 - Cuma)
Adalet (24 Haziran 2017 - Cumartesi)
Zeytin (16 Haziran 2017 - Cuma)
Benim istediğim bu değil! (19 Mayıs 2017 - Cuma)
Oh ne rahat Böyle hayat/3 (12 Mayıs 2017 - Cuma)
ICOMOS Adana toplantısı (04 Mayıs 2017 - Perşembe)
Önceye dönmek mi? (27 Nisan 2017 - Perşembe)
Dilimizi eşek arısı mı soktu? (14 Nisan 2017 - Cuma)
Portakal yazgısına tutsak… (31 Mart 2017 - Cuma)
Özden Kültür Merkezi (17 Mart 2017 - Cuma)
Beş gençten biri işsiz… (03 Mart 2017 - Cuma)
Festivalden ‘Halk Günü´ne… (24 Şubat 2017 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.6665
EURO
6.2876
E-Gazete
Son Sayı
Önceki Sayılar
Adana için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:03 07:43 12:51 15:23 17:40 19:08
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar