Bugün, miladi takvime göre 2026 yılına girdik.
Bildiğiniz gibi, biz köşe yazarları hayatın nabzını tutar, onun ritmini satırlara dökeriz. Bugün, Adana’da 2025’in ritmini yazacağım. Bu ritim, yer yer siyasi bir depremin sarsıcı gürültüsüyle, yer yer de sessiz bir bekleyişin ve yeni başlangıçların umutlu melodisiyle doluydu.
Gelin, bu senenin öne çıkan notalarına birlikte bakalım.
***
2025, Adana için nefes kesen gelişmeler, derin sınavlar ve aynı zamanda direnç ve çözüm arayışlarıyla dolu bir yıl oldu.
Serin Çukurova akşamlarını hayal ettiğimiz bir yaz, toplumsal infialle sarsıldığımız acılar ve nihayetinde umuda tutunmaya çalıştığımız bir kış yaşadık.
Yıl henüz yolun başındayken, şehir acı bir gerçekle sarsıldı. 2025’te suç örgütleri arası çatışmalar veya anlık kavgalar nedeniyle çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Bu yaşananlar, şehrin kanayan bir yarasını bir kez daha gözler önüne serdi; kontrolsüz silahlanma ve şiddet kültürü…
Vali Yavuz Selim Köşger, 2023'e kıyasla ateşli silahlı ölüm olaylarında %42'lik bir düşüş olduğunu açıkladı. Ölümle sonuçlanan olaylarda azalma olsa da belki de birileri tarafından özellikle ön plana çıkarılan bu vakalar nedeniyle yıl boyunca en çok konuştuğumuz konular güvenlikle ilgili olanlardı.
Güvenliğin, sadece daha fazla polis devriyesi ile değil, aynı zamanda sosyal projelerle gençleri hayata bağlamak, spor alanlarını yaygınlaştırmak ve toplumsal diyaloğu güçlendirmekle sağlanabileceğini bu olayların ardından daha yakinen görmüş olduk.
***
Yılın başında, kış aylarında yediğimiz ayaz yetmezmiş ve tüm meyve ve sebze ağaçları vurgun yememiş gibi yaz, Adana'ya bu kez tarihi bir faturayla geldi. Meteoroloji kayıtlarına göre, 9 Ağustos'ta termometreler 46.7°C'yi göstererek son 95 yılın rekorunu kırdı. Bu sadece bir rakam değil; tarım alanlarında güneş yanıkları ve verim kaybı, şehir merkezinde elektrik kesintileri, yaşlılar ve kronik hastalarda sağlık riskleri demekti.
Hissedilen sıcaklığın 50°C'yi aştığı o günlerde, sulama kanallarına serinlemek için giren çocuklar, bir başka acı gerçeği gösterdi; Kamusal, güvenli ve erişilebilir serinleme alanlarımız yok denecek kadar az. Çocuklarımız da bu yüzden hayatlarını kaybediyor maalesef.
İklim değişikliği artık uzak bir senaryo değil, kapımızı çalan sert bir gerçek. Suyu ile namlı Adana’da kuraklık da kapıda. Belediyeler acilen ‘serin rotalar’ ve gölgelikli toplanma alanları oluşturmalı, ağaçlandırmayı artırmalı ve vatandaşları aşırı sıcaklara karşı düzenli bilgilendirmelidir. Kentsel dönüşüm, sadece yıkım değil, diyalog ve alternatif geçim planlarıyla birlikte yürütülmeli nefes alınabilecek ‘yaşam’ alanlarına daha çok yer verilmelidir.
Ceyhan Nehri havzasında sel riskini azaltacak, aynı zamanda kuraklığa karşı suyu koruyacak entegre bir su yönetim planı hayata geçirilmelidir.
***
Yaz aylarında Adana’da belediyecilikte de ağır sarsıntılar yaşadık.
Yılın en belirgin kırılma noktasıydı. Büyükşehir ve bazı ilçelerde tutuklama ve gözaltı haberleri kent gündemini sarstı. Büyükşehir, Seyhan ve Ceyhan’daki Belediye Başkanlarının tutuklanarak hapse gönderilmeleri ve sonrasında vekil başkan için parti içi yaşanan kavgalar, hizmet akışında aksamalara neden oldu ve güven bunalımı üretti. Yerel yönetim tartışmaları hiç dinmedi. Bu da kent yaşamını olumsuz anlamda etkiledi.
Adana halkı, kamu hizmetinin aksamamasını, şeffaf soruşturmaları ve hesap verilebilirliği talep etti. Vekaletle yönetilen belediyelerin sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlar ise maalesef bekledikleri hizmeti alamadılar. Mesela uzun yıllardır beklenen ve kentin kuzey-güney aksında ulaşımı rahatlatacak yeni raylı sistem hatları ve entegre toplu taşıma ağı için hazırlanan dosyalar rafa kalktı.
Vatandaş, altyapı sorunlarını, trafik çilesini, hizmete erişimdeki aksaklıkları konuştu.
***
Karataş’ta hayata geçirilen Su Ürünleri Organize Tarım Bölgesi ve Sera OTB projeleri gerçek bir ekonomik hamle vaat ediyor. Milyar dolarlık ihracat hedefleri, binlerce istihdam söylemleri… Bunlar somut yatırım haberleri ama yatırım haberinden, üretim hattına, istihdama ve bölgeye refaha dönüşmesi için yol haritası ve denetim şart. Şayet planlı yürütülürse Karataş, Adana’nın ekonomisine nefes aldıracaktır. Buna Ceyhan ve Yumurtalık’taki yatırımları da eklerseniz ekonomik anlamda Adana için güzel günler yakındır.
***
2025, Adana'ya net mesajlar verdi: Güvenlik, iklim direnci ve sosyal uyum en öncelikli gündem maddelerimiz. 2026’da beklediğimiz şey açık; Daha çok icraat. Hem merkezi hükümetten hem yerel yöneticilerden net plan, hesap verilebilirlik ve etkili adımlar...
Peki ya biz vatandaşlar? Sorumluluğumuz sadece şikâyet etmekle sınırlı kalmamalı. Vatandaş da sahada, oyunda ve sorumlulukta daha etkin olmalı. Sorunları konuşmak yetmez; omuz omuza çözmek gerek.
Unutmayalım ki şehirler, sadece yöneticilerle değil, sakinleriyle güzelleşir. Komşuluk bağlarımızı sıkı tutalım, gençlerimizi hayata hazırlayalım, kamu malına sahip çıkalım, kentimizin sorunları için yapıcı çözüm önerileri sunalım ve en önemlisi, birbirimize karşı sabırlı ve anlayışlı olalım.
Adana, bu zorlu yılı dayanışma ruhuyla atlattı. 2026’yı, aynı ruhla, daha güçlü inşa edeceğiz.
Bir takvim gününün değişimi bizim için bir şey ifade etmez elbette ama vesile olsun diyerek dua ile başlayalım bu miladi güne ve yıla; Rabbim, başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlara savaşların ve zulümlerin bittiği günleri görmeyi, barışın, esenliğin ve rahmetin üzerimize yağdığı, ayağımızın sabit olup da kötüye ve kötülüğe kaymadığı, bereket dolu bir gün, yıl ve ömür yaşamayı nasip etsin.
Hepinize sağlık, huzur ve umut dolu bir yeni yıl diliyorum.

