Özcan ALADAĞ <br> Suya Sabuna Dokunur


BABADAN OĞULA MİRAS “POLİTİKA”

Dünyada örneği az olsa da Türkiye’de örnekleri haliyle fazladır babadan oğla geçen politika mirası…


Dünyada örneği az olsa da Türkiye’de örnekleri haliyle fazladır babadan oğla geçen politika mirası…

Türkiye’de fazladır, sebebi ise “Osmanlı’dan bize intikal eden Padişah ve veliaht olan oğlunun tahta geçmesidir” Osmanlı Döneminde olay daha vahim noktalara ulaşmış olup Padişahlar oğulları arasında seçim yapar iken onların infaz emirlerini dahi vererek kendilerince iktidarlarını korumak istemişlerdir!

Yakın tarihte siyasi arenada babadan oğla politika mirası bırakılarak parti genel başkanlığı, milletvekilliği, bakanlık gibi görevlere getirilen isimlere sıklıkla rastlarız.

Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal, Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul ve Ahmet Kutalmış Türkeş, İsmet İnönü’nün oğlu Erdal İnönü, Ekrem Pakdemirli’nin oğlu Bekir Pakdemirli, Haydar Baş’ın oğlu Hüseyin Baş, Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan, Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes…

Saymakla bitmez bu isim listesi…

‘Rahmetlinin emaneti’ diye makam ve mevki verilip baş tacı yapılır. Siyaseten becerikli olup olmadıklarına değil, isimlerine ve etiketlerine itibar edilerek bir yerlere getirilir.

Genel siyasette böyledir bu durumda yerel siyasette öyle değil midir? Yerelde de aynısıdır. Belediye başkan adaylığında ve meclis üyeliği adaylığında da aynı yöntem çoğu kez seçmenin huzuruna getirilip ‘haydi seç’ diyerek seçenek bırakılmadan önlerine konulur.
Doğru bir yöntem midir?

Eğer bu isimler gerçekten hak edecek yetenek ve kabiliyete sahip iseler böyle bir siyasetçinin evladı olması hiç önemli değil. Bir yerlere getirilip önleri açılabilir. Lakin çoğu kez basamakları yavaş yavaş çıkarak siyaseten olgunlaşması ve pişmesi gerekir. Baba vefat edince oğlunun genel başkan olarak paraşüt ile birden parti kurup, genel başkan yapılmasının sonuçlarının hiç de iyi olmadığını çoğu kez gördük, yaşadık. Bu noktada doğru bir yöntem olarak gözükmez. Nitekim de öyle olmuştur.

Ben kendi adıma babadan oğla geçen politik miras konusunda bir deneyimi çok yakından yaşadım ve olumsuzluğunu yaşayarak gördüm.

Tuğrul Türkeş’den bahsediyorum. MHP Genel Başkan Vekilliği ve ardından Aydınlık Türkiye Partisi’ni kurup başarısızlığı yaşayarak daha sonra AK Parti sayesinde son T.C. Hükümeti’nin Başbakan Yardımcılığı görevini yaparak gelebileceği en üst makama gelmişti.

Peşinden giden yüzlerce insanı da mağdur ederek!

Politikanın tozlu yollarından geçerek bir yerlere gelmez iseniz oturduğunuz makamın kıymetini bilemiyorsunuz. Haliyle de o koltuğu koruyamayarak elinizden kaçırıyorsunuz.
Şimdileri çok yakından takip ederek akıbetlerinin ne olacağını merak ettiğim iki siyasetçi var. Birisi Fatih Erbakan diğeri de Hüseyin Baş

Mirasyedi mi olacaklar? Yoksa halkın kahramanı mı?

Sizce hangisi olacaklar?