Edibe GÜLNAR


ÇİFTÇİ DEĞİLİM AMA

Ülkede sıkıntı çekmeyen insan yok gibi. Halinden memnun olan da sanırım nüfusun yüzde 5’ini bulan mutlu azınlıktır. Geri kalan yüzde 95 insan ülkede mutsuz.


Ülkede sıkıntı çekmeyen insan yok gibi. Halinden memnun olan da sanırım nüfusun yüzde 5’ini bulan mutlu azınlıktır. Geri kalan yüzde 95 insan ülkede mutsuz.

Çiftçi değilim ama etrafımızda o kadar çok çiftçi aile var ki, adım atacak halleri kalmamış. Nefes alacak durumları yok adeta.

Bir önceki yıl ektiklerini yeniden ekmeyerek adeta çiftçiliği bırakma noktasına geldiler. Tarlalarını, bahçelerini kiraya vermeye başladılar. Kira ücretleri de hiç artış göstermiyor. Bir önceki yıl 3 bin lira olan 1 dönüm tarlanın kira parası bu yıl 3 bin 500 liradan gidiyor. Bu enflasyon altında kira artışı bu mu olmalı?

Çiftçinin sıkıntısını sanırım siyasi iktidar ötelemiş, ertelemiş! Kimsenin umurunda değil gibi davranılıyor ülkede.

Dün çiftçi bir ailenin konuğu oldum. Çiftçi olarak Bağ-Kur prim borçlarını daha ödeyemediklerini, bu borç nedeniyle de kredi kullanamadıklarını, para olmayınca da ekip biçemediklerini belirttiler. Bakar mısınız ne hallere düştük?

Çiftçi aile, Ziraat Bankası veya Tarım Kredi Kooperatifi’ne gidip sübvansiyonlu kredi talebinde bulunduklarında “borcu yoktur” yazısı istendiğini, borcu ödeyemedikleri için de bu yazıyı alamadıklarını belirtiyorlar. Borç para temin ederek tarlayı ekip biçeceksiniz. Bu borç alınan paranın faizini ödeyerek de kar edeceksiniz.

Varın hesap edin ülkenin halini…

Bankadan kredi kullanarak, tarım krediden borcu ve faizli olarak gübre alarak tarlayı ekeceksiniz. Bu faizlerin gölgesinde bir de kar edeceksiniz. Bizi bu hallere getirenler acaba bu gelişmelerden haberdar mıdırlar?

Size bir örnek vereyim. Karpuz fidesini peşin alacak olursanız tanesi 25 lira. Vadeli alırsanız 40 lira…

Kredi kullanarak peşin karpuz pidesi alacak olsanız kredinin faizi ile birlikte 35 liraya geliyor. Böyle bir matematik içinde nasıl üreticilik yapacaksınız.

Narenciye ekenler dertli. Pamuk eken, buğday eken dertli. Dertli olmayan kalmadı ülkede. Ne olacak bu halimiz diye bana sordular?

Ben ise yanıt veremez duruma gelince, ‘Allah yardımcımız olsun’ diyerek işin içinden çıkmak zorunda kaldım. Mazot, ilaç, gübre durduğu yerde her gün artış gösteren çiftçinin girdi maliyetleri arasında yerini alıyor. Ürün tarlada kalıyor. Çiftçi borç batağında. Ülkenin tarım politikası ise kaldığı yerden devam ediyor!

Tarım Bakanlığı’na sorsanız her şey süt liman…

Çiftçi, ‘Ekmek mi? Üretim mi?’ sorusunu sormak zorunda kalıyor kendine. Evine ekmek götürmek daha önceliği elbette. O vakit üretimi de tehir etmek zorunda kalıyor. İktidarın bu konuda neler yapması gerektiğini oturup bir hesap etmesi gerekiyor artık.

Bugün özellikle çiftçi kardeşlerimizin durumunu ortaya koymak istedim. Şunu diyebilirsiniz. Memlekette kim halinden memnun?

Evet, bu ülkede sahi kim halinden mennun?