Bakın rakamlar ortada, öyle "bize bir şey olmaz" diyerek geçiştirilecek cinsten de değil. Türkiye’de her 10 kişiden biri antidepresanla ayakta durmaya çalışıyor. 2025 yılı verilerine göre tam 71 milyon kutu ilaçtan bahsediyoruz. Şaka değil, tam 71 milyon! Son on yılda antidepresan kullanımı yüzde 60 artmış. Toplum olarak resmen bir ecza deposuna dönmüşüz.
İlacı kullananların yüzde 70’i kadın, yüzde 30’u erkek... Sebeplerini saymaya kalksak buradan köye yol olur. Geçim derdi, gelecek kaygısı, bitmeyen stres, hayat kavgası derken herkes bir hapın gölgesine sığınmış durumda. Kimin ne derdi olduğu belli, kimin niye bu ilaçlara sarıldığı apaçık ortada. Benim asıl derdim, asıl yaram başka...
Benim derdim, henüz hayatın ne olduğunu bilmeyen, dünyayı oyun parkı sanan o küçücük bedenler.
Okulda biraz hareketli olan, "yaramaz" dediğimiz, yerinde duramayan çocuğa hemen bir etiket yapıştırıyoruz: "Hiperaktif!" Eskiden çocuk dediğin yaramaz olurdu, ele avuca sığmazdı. Şimdi ise süreç tıkır tıkır işliyor; öğretmen çocuğu alıp müdüre götürüyor, müdür rehberlikçiye, o RAM’a, oradan da ver elini psikiyatrist koltuğuna...
Ve sonuç? Daha 7, 8, 9 yaşında, kemik gelişimi bile tamamlanmamış o sabiye dayıyorlar antidepresanı. Uslu dursun, dersi dinlesin, robot gibi olsun diye çocuğun ruhuna kimyasal kilit vuruyorlar.
Kozan’da bu durumun ayyuka çıktığı söyleniyor. Veliler tedirgin, bazı öğretmenler vicdan azabıyla şikayetçi. Arkadaş, bu çocuk robot değil ki! Çocuk dediğin koşar, düşer, gürültü yapar. Biz bu çocuklara spor yaptırmayı, sağlıklı beslenmeyi, enerjisini doğru yere akıtmayı öğretmek yerine neden en kolayı seçip beynini uyuşturuyoruz?
Bilim adamı değilim, doktor hiç değilim ama aklın yolu bir. Her ilaç bir yeri yaparken öteki taraftan bir yerleri mutlaka yıkar. Gelişim çağındaki o küçücük organlar, o taze beyinler bu ağır kimyasallarla ne hale gelecek? İleride bu çocukların ruhunda ve bedeninde ne tür yaralar açılacak? Kim bunun hesabını verecek?
Buradan açıkça çağrı yapıyorum: Sayın Kozan Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Kozan Devlet Hastanesi ve Rehberlik Araştırma Merkezi... Bu iddiaların üzerine gidilecek mi? Okullarda ilaçla "terbiye edilen" çocuklar gerçeğiyle ne zaman yüzleşeceksiniz? İlaç vermeden, sevgiyle, sporla, eğitimle bu çocukları topluma kazandırmak bu kadar mı zor?
Evlatlarımızı ilaç bağımlısı yaparak mı geleceği inşa edeceğiz?
Huzur dediğin eczane rafında değil, çocuğun gülüşündedir.
Bu yanlıştan dönmek için daha kaç milyon kutu hap yutulması gerekiyor?

