Yazımın başlığını kurumları kim çalıştıracak? Soru cümlesi ile başlayarak atmak ihtiyacı duydum. Bu ihtiyacı da, devletin kurumlarının ‘Allah’a emanet’ şekilde çalıştıklarını ve vatandaşların memnuniyetsizliği ile sürekli eleştirilen kurumlar halinde olmalarından kaynaklı olduğundan dolayı duydum.
Maalesef diyorum, devletin kurumları o bizim bildiğimiz sorunu çözen, hizmet üreten kurumlar olmaktan uzak konuma gelmelerinden dolayı ‘kurumları çalıştıracak kim var?’ diyerek kişi aramaya başladım!
Devletin kurumunun müdürü ile oturup konuşuyoruz. Bizden daha dertli olan müdür bey, iş üretememekten, bürokrasinin kendilerinin ellerini ve kollarını bağladıklarından yakınıyor.
Hatta daha da ileriye giderek ‘siyaset yüzünden bu hale düştük’ diyerek de yorum yapabiliyorlar.
‘Her paşanın bir paşası vardır’ denir. Lakin siyasi iktidar bu devlet kurumlarını öyle bir hale getirmiş ki, bütün paşalar mevcut iktidara çıkıyor. Hatta iktidar ortağına çıkıyor.
‘Kart hamili yakınımdır’ dönemi bitmiş. Daha da ileriye taşınmış bu kart hamili meselesi. ‘Sana birini gönderiyorum. Bunun işi yapılacak’ duruma gelmiş.
Bürokrasi de ‘emriniz başım üstüne’ diyerek tekmil verir durumda maalesef…
Kurumlar çalışmayınca iş üremiyor. Süreç uzayınca vatandaş mağdur oluyor. Liyakatsizlik almış başını yürümüş.
Uzmanlık alanına girmeyen yerlere idareci olarak başkaca meslek sahipleri atanır olmuş. Kanunu bilmeyen, mevzuattan bir haber, yöneticilik kariyeri olmayanlar siyaseten bir yerlere gelmişler.
Vallahi benim burada anlattıklarımdan, anlatmaya çalıştıklarımdan kat be kat daha fazlasını ben kurumlarda yöneticilik yapanların ağızlarından duyuyorum.
Adana’nın yerel gazetecileri olarak kendi kentimizdeki kurumların iş ve işleyişlerindeki eksiklikleri dilimiz döndüğünce bulduğumuz imkânlar çerçevesinde buradan, daha da ileriye giderek iktidarın milletvekillerine, mülki idareyi anlatmaya, düzeltmeleri için el atmaları adına kendilerinden rica ediyoruz.
Ediyoruz da ne oluyor?
Sonuç elde var sıfır…
Dilekçe vermişsiniz. Şikâyet etmişsiniz. Sizi adam yerine koyarak dilekçenize cevap verilmiyor.
Başkaca bir izahata gerek var mı?
Tuz kokmuş demek istemiyorum ama süreç oraya gitmiş bile…


