Dünkü yazımdan sonra telefonlarım susmadı. "Abartıyorsun" diyen de oldu...
"Az bile yazmışsın, durum tam da budur" diyen de...
Ama en ilginç tepkiler, tahmin edeceğiniz üzere Saraçhane (İstanbul) ve Tandoğan (Ankara) semalarından geldi.
Adana’daki o muazzam kalabalık...
Zeydan Karalar’ın cezaevi çıkışı yaptığı o; "Ben geldim" diye bağıran gövde gösterisi...
Ve hepsinden önemlisi, CHP Lideri Özgür Özel’in kendi mitinginde 'yardımcı oyuncu' rolüne düşmesi...
Bu fotoğraf, sadece Adana’da değil, İstanbul ve Ankara’da da soğuk duş etkisine neden olmuş.
Hemen kulaklarımı kabarttım.
Derin kulisleri yokladım.
Danışmanların fısıltılarına, yakın halkadaki isimlerin endişeli sohbetlerine kulak misafiri oldum.
İşte Adana şoku sonrası İstanbul ve Ankara’da yaşananların perde arkası:
SARAÇHANE’DE "MAĞDURİYET TEKELİ" ENDİŞESİ
Ekrem İmamoğlu cephesinde hava şu: Şaşkınlık ve hesap kitap.
Neden mi?
Çünkü İmamoğlu’nun oyun planı tek bir temel üzerine kuruluydu: "Tek Mağdur Benim."
Yargı sopası, siyasi yasak ihtimali, 'önü kesilen kahraman’ hikayesi...
Bütün yatırım bunaydı.
Ama Adana’da bir şeyler değişti.
Zeydan Karalar, sadece yargılanmadı; "Yattı ve çıktı."
Ceza alsa bile atılı suçtan bir daha içeri girme ihtimali çok düşük.
İmamoğlu cephesinden güvendiğim bir isim aynen şunları söyledi:
"Zeydan Bey’in hikayesi bizimkinden daha sahici durmaya başladı. Biz 'ha yasak geldi ha gelecek' diye beklerken, o bedelini ödeyip 'gaziden' sayılan bir komutan gibi döndü."
Panik var mı?
Var.
Çünkü İmamoğlu, karşısında Özgür Özel’i rakip olarak görmüyor, onu 'idare ediyordu.'
Oysa şimdi karşısında,
Sokakta karşılığı olan, hapis yatmış ve 'bedel ödemiş' bir Zeydan Karalar var.
İmamoğlu’nun "Tek alternatif benim" tezi,
Adana sıcağında erimeye başladı.
ANKARA’DA "TRENİ KAÇIRDIK" KORKUSU
Gelelim Mansur Yavaş cephesine...
Orada panikten ziyade, derin bir pişmanlık ve sıkıntı hâkim.
Mansur Bey’in o meşhur garantici tavrı, bu kez ayağına dolanmış durumda.
Yavaş’ın stratejisi neydi?
"Ben suya sabuna dokunmayayım, sağdan da oy alayım, kavga etmeyeyim, armut pişsin ağzıma düşsün."
Ama siyaset boşluk kabul etmez kardeşim!
Sen korkak dövüşürsen, sen risk almazsan...
Biri çıkar, hapse girmeyi de göze alır, kürsüye çıkıp yumruğunu da vurur.
Yavaş’ın yakın çevresinde şu yorumlar yapılıyor:
"Zeydan Karalar, Mansur Bey’in alamadığı riski aldı. Türk solunun da Kürt solun da hatta mağduriyeti seven muhafazakarın da sempatisini topladı. Bizim 'sessiz güç' imajımız, Karalar’ın 'gürültülü dönüşü' yanında sönük kaldı."
Ankara’da hava kurşun gibi ağır.
Çünkü Mansur Yavaş, toplumun gazını alamıyor.
Karalar ise o gazı alıp enerjiye çeviriyor.
ÖZGÜR ÖZEL FAKTÖRÜ (VEYA FAKTÖRSÜZLÜĞÜ)
Kulislerde en çok konuşulan konulardan biri de Özgür Özel’in durumu.
Son zamanlarda ortaya çıkan mezar başında içki görüntüleri,
CHP’den seçilen Belediye Başkanları ve milletvekillerinin başka partilere özellikle AK Parti’ye geçişine engel olamaması,
Belediye Başkanlarının ailelerine varan küfürlü söylemleri
Özel’in kendi seçmeni gözündeki otoritesini de sarstı.
İmamoğlu ve Yavaş ekipleri şu konuda hemfikir: "Genel Başkan artık denklem dışı."
Adana mitingi gösterdi ki; Özgür Özel, genel başkanlık koltuğunda otursa da gönüllerdeki koltuk boş.
Ve o boşluğu Zeydan Karalar, bir mitingle dolduruverdi.
İstanbul ve Ankara ekipleri, artık stratejilerini Özgür Özel’e göre değil, Zeydan Karalar gerçeğine göre yeniden kuruyor.
Düşünsenize...
Bir belediye başkanı, kendi genel başkanını kendi evinde gölgede bırakıyor.
Bu, CHP tarihinde az rastlanan bir 'liderlik devri' işaretidir.
CHP’DE KARTLAR YENİDEN KARILIYOR
Sonuç olarak...
Adana’dan esen rüzgâr, Ankara ve İstanbul’daki pencereleri, kapıları çarptırdı.
Hesaplar bozuldu.
Bu saatten sonra kimse "Zeydan Karalar sadece Adana’yı yönetir" diyemez.
O gömlek yırtıldı.
CHP’de ve muhalefette artık yeni bir "Büyük" var.
Ve o büyük, şu an en rahat, en mağdur ve en güçlü pozisyonda olan kişi.
Bekleyin...
Çok yakında "Zeydan Karalar Cumhurbaşkanı Adayı Olsun" kampanyaları, bizzat halk tarafından başlatılırsa...
Hiç şaşırmayın.
Ankara ve İstanbul’daki o panik havası boşuna değil.