Saimbeyli–Feke–Tufanbeyli yol mevkii, 2023 Şubat depremlerinin ardından artık sıradan bir güzergâh olmaktan çıktı. Bunun vahametini hâlâ yaşıyoruz. Deprem sonrası bölgede meydana gelen kaya düşmeleri, bu yolun ne denli riskli hâle geldiğini açıkça ortaya koydu. Üstelik bu tehlike yalnızca o günlere özgü değil, sonraki yağışlarla birlikte risk artarak devam ediyor. son yıllarda da durum ona keza...Deprem ve kıymetli öğretmenlerimizin ölüm yıl dönümü yaklaştıkça içimde hissettiğim bu sessizlik korkunç bir tufana dönüşüyor. Çünkü ertelenen,başlatılmayan çalışmalar böyle bir olası durumun tekrar yaşanması ihtimalini ortaya koyuyor.Bu da beni ve vatandaşlarımızı korkutup derinden sarsıyor.
O dönem yamaçlardan kopan büyük kayalar, yaklaşan felaketlerin sessiz habercisi gibiydi.
Ne yazık ki bu uyarılar zamanında karşılık bulmadı hâlâ da bulmuş değil .
O yolu kullanırken diğer vatandaşlarla aynı kanı içerisindeyim.
İnsan ister istemez korkuyor .çünkü
2023 yılında dört öğretmenimiz, bu güzergâhta yaşanan kaya düşmesi sonucu feci şekilde hayatını kaybetmişti. Bu olay “öngörülemeyen bir kaza” değildi ,deprem sonrası jeolojik yapısı zayıflayan bir bölgede gerekli önlemler alınmadığı için yaşanan acı bir sonuçtu. Hafızalardan silinmeyen dört can… Ancak felaketler çabuk unutuluyor . Ülkemizde bu tür olayların, hepinizin de bildiği üzere, çabuk unutulmaya müsait olduğu acı bir gerçek.
Ne kadar yazarak canlı tutmaya çalışsam ,çalışsakta gözardı edilebiliyor.
Yaşananlar sıradanlaştırılıp yüzeysel bir olay gibi üzeri örtülmeye çalışılıyor.
Oysa deprem uzmanlarının sıkça dile getirdiği bir gerçek var:
Deprem sonrası, özellikle eğimli ve kayalık arazilerde heyelan ve kaya düşmesi riski yıllarca devam eder. Bu risk yalnızca ilk aylara özgü değildir. Nitekim aradan geçen zamana rağmen aynı yol üzerinde farklı tarihlerde yeniden kaya düşmeleri yaşandı. Kimi zaman araçlar zarar gördü, kimi zaman yol ulaşıma kapandı. Can kaybı olmaması ise tamamen tesadüftü. “Ucuz atlattık” deriz ya hani; işte tam olarak öyle… Ancak bazı şeyleri kadere yüklememek gerekir öyle değil mi ?
Her şey kaderin suçu olmamalı.Sen tedbirini alıp,takdiri Allah'a bırakacaksın ki ....Hem vicdanen hem de fiziken yara almayacaksın.
Mahal vermemek, dar bir zihniyetin çöküntüsüdür. Çözüm talep edildikçe bunun “gelişmeye aykırı” görülmesi itici bir yaklaşım olarak öngörüyorum.Oysa vatandaşların çözüm beklemesi son derece normal . Çünkü bu güzergâh için tünel ve iyileştirme projelerinden söz edildi. Yetkililer tarafından defalarca “çalışma yapılacak” denildi. Ancak yıl 2026’ya gelinmesine rağmen kalıcı ve güven verici bir adım atılmış değil. Yol hâlâ aynı riskleri barındırıyor. Bölge hâlâ deprem kuşağında. Tehlike hâlâ ortada.
Birebir görüştüğüm milletvekillerinden duyduğum gerekçe ise tüm bu tabloya rağmen oldukça çarpıcıydı:
“Bu bölge gelişmeye müsait değil.”
Oysa sorulması gereken asıl soru şu :
Bir yer gerçekten mi gelişmeye müsait değildir, yoksa geliştirilmek mi istenmez?
Çünkü teknik olarak çok daha zor coğrafyalarda tüneller açıldı, yollar güvenli hâle getirildi. Mesele çoğu zaman imkânsızlık değil, öncelik meselesidir. Önlem almak, bütçe, irade ve takip ister. Ancak bedeli karar vericiler değil de başkaları ödediğinde, risk uzun süre “idare edilebilir” görülür.
Hayatını kaybedenler dört öğretmenlerimizdi
Bu yolu her gün kullanmak zorunda olanlar yine öğretmenler, öğrenciler ve bölge halkı ve diğer vatandaşlarımız. Acı yaşandıktan sonra zaman ilerledikçe sessizlik büyüdü. Oysa deprem riski geçmedi, coğrafya değişmedi, yol değişmedi ama çabalar yerinde sayıyor elle tutulur bir veri bir çalışma göstergesi yok malesef.
Bu tablo, ihmallerin nasıl olağanlaştırıldığının ve insan hayatının hangi sıraya konulduğunun açık bir göstergesi değil mi?
Kaderine terk edilen Adana’nın bu kuzey kesiminde, harekete geçilmesi için daha kaç can vermek gerekiyor?
İhmal kader değildir.
İhmal, bilinen risklere rağmen atılmayan adımların gerçek ve acı sonucudur.
Ve bu sessizlik sürdükçe, Saimbeyli–Feke–Tufanbeyli yolu yalnızca bir ulaşım hattı değil; geciken sorumlulukların ve unutturulmak istenen acıların simgesi olarak hafızalarda kalacaktır.
Ben buna “Bir Yol Hikâyesi” dedim.
Siz ne derseniz artık.
Artık yetkililerde bir an önce elini taşın altına koymalı !
Sevgilerimle....