Bir şeyi bırakmak, kendini yeniden seçmenin sessiz ihtimalidir. Ama aslında başlayabilmek için bazen bir şeyi bitirmek gerekir. Bazı şeyler bittiği için değil, bitmesi gerektiği için biter. İnsan bunu hisseder; kabul etmek ise her zaman zordur.
Bir ilişki, bir iş, bir şehir, bir alışkanlık ya da bir hayal…
Zamanla sana hizmet etmeyen her şey seni sessizce tüketmeye başlar. Peki fişi çekme vaktinin geldiğini nasıl anlarsın? Bunun en önemli cevabı “farkındalık”tır. Eğer sürdürdüğün şey seni büyütmüyor, sadece oyalıyorsa; heyecanın yerini huzursuzluk aldıysa; içinde “katlanmak” kelimesi çoğalıyorsa artık bir döngünün içindesindir.
Umut ettiğin şey hayal kırıklığına dönüşmüşse ve en kötüsü kendini kaybetmiş gibi hissediyorsan… İçinde bir girdap oluşur. İşte o an, fişi çekme zamanı gelmiştir. Çünkü bazen devam etmek daha çok zarar verir. Ve vazgeçmek, aslında kendini seçmektir.
Peki bunu nasıl gerçekleştirirsin?
Önce yüzleşirsin. Bastırmak yerine görürsün. Bahane üretmeden kabul edersin. Kendine şu soruyu sorarsın: Bu hâl bana gerçekten iyi mi geliyor, yoksa sadece alıştığım için mi buradayım? Çünkü insan yüzleşmeden özgürleşemez.
Sonra küçük kararlarla başlarsın. Her şey bir anda değişmez; biraz zamana ihtiyaç vardır. Ama unutma, küçük adımlar büyük cesaretin yoludur. Belki sadece geriye bakmamayı seçersin. Belki bir kapıyı sessizce kapatırsın. Radikal kararlar disiplin kazandırır ve yönünü netleştirir.
Yalnız başa çıkamayacağını düşündüğünde iletişim kurarsın. Yazarsın. Konuşursun. Çünkü insan, kendi kendine bile iyi gelebilir. Beni iyileştiren şey yazmak oldu. Arındıran, beni ben yapan en güçlü destek buydu.
Ve en önemlisi: İnan. Yapabileceğine inan.
İnsan güçlü bir varlıktır.
"Bir çürümenin ortasında yok olmaktansa, seni çürüten nedenin fişini çekmek, seni yeniden var eder. Bazı şeyler bittiği için değil, bitirmeyi göze aldığın için biter. Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır."