Adana kent merkezinde yaşayanlar birkaç gündür ara ara sirenlerin çaldığına, İncirlik’e yakın bulunanlar da sürekli bir teyakkuz halinin yaşandığına şahitlik ediyorlar. Hal böyle olunca ben de son günlerde ülkemiz özelinde en çok konuşulan konulardan birisini kaleme almak istedim; İran, İncirlik’i vurur mu?
Önce şu şerhi düşerek başlayalım; Karşımızda öyle bir manzara var ki tam bir orman kanunu kuralsızlığı...
İsrail işgal rejimi ve Amerika emperyal devleti, başta Orta Doğu olmak üzere dünyayı babalarının çiftliğine çevirmiş durumdalar.
Canları istiyor Gazze’yi vuruyorlar, canları istiyor Lübnan’ı, canları istiyor İran’ı...
Venezüella Devlet Başkanı’nı yatağından alıyorlar, "Grönland’ı bana verin" diyorlar, Küba’ya darbe yapacaklarını söylüyorlar.
Epstein dosyalarındaki kirlerini herhalde böylece kapatmaya çalışıyorlar.
Fakat ne acıdır ki, tüm dünya bu eşkıyalığa, bu hukuk tanımazlığa üç maymunu oynayarak sessiz kalıyor. Uluslararası hukuk dedikleri şey, sadece bu beylerin çıkarlarına hizmet ettiği sürece var demek ki…
Gelelim son günlerin o meşhur ve korkutucu sorusuna;
"İsrail ve ABD saldırılarına karşılık İran, Adana’daki İncirlik Üssü’nü vurabilir mi?"
Hiç uzatmadan söyleyeyim: Mümkünatı yok!
Nedenlerini madde madde sıralayalım:
Daha önemlisi şu; Türkiye, İran’a yönelik saldırıları en yüksek perdeden kınayan, bu saldırıların hiçbir hukuki dayanağı olmadığını açıkça haykıran tek NATO ülkesidir. Kendi hakkını savunan, kendisine yönelik haksızlığa karşı dik duran Türkiye’yi hedef almak, İran için akıl tutulması değil, doğrudan akıl iflası olur. Kendisine uzatılan dost elini ısırmak, İran’ın bin yıllık devlet geleneğine de yakışmaz.
"Benden sonrası tufan" anlayışı kimseye kazandırmadı, İran’a da kazandırmaz. Ortadoğu zaten yangın yeri; bu yangına İncirlik üzerinden benzin dökmek, o yangında ilk önce İran’ın yanmasıyla sonuçlanır.
Sonuca gelirsek; İran rasyonel bir aktördür. Kendi varlığını korumak istiyorsa, Türkiye gibi bir dostu ve müttefiki hedef tahtasına koymanın felaket olduğunu bilir. Dolayısıyla; İncirlik üzerinden üretilen bu senaryolar, ancak Hollywood filmlerinde fantezi olur. Gerçek hayatta karşılığı yoktur, olamaz!
Öte yandan İran’ın Müslümanlara yönelik zulüm ve saldırılarını unutmuş olmasam da büyük şeytan Amerika ve terör rejimi İsrail’in olduğu bir tarafta elbette İran’ı savunmaya devam etmemiz hepimiz için büyük bir sorumluluktur.
Kahrolasıca Siyonizm’i ve emperyalizmi savunacak halimiz yok.